Tasarrufun iptali davaları, alacaklıların haklarını koruma amacı güden bir dava türüdür. Bu davalar, borçlunun malvarlığını üçüncü kişilere devrederek alacaklılardan mal kaçırması durumunda alacaklının haklarını koruma altına almayı amaçlar. Türk hukukunda, bu tür davalar İcra ve İflas Kanunu’nun 277. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İİK 277. ve devamı maddeleri tasarrufun iptali davası şartlarını belirlemede esastır. Bu makalede, tasarrufun iptali davalarının hukuki yapısı, tasarrufun iptali davası şartları ve yargılama süreci detaylandırılacaktır.
I. Tasarrufun İptali Davasının Hukuki Dayanağı
İcra ve İflas Kanunu’nun 277. maddesi, tasarrufun iptali davası şartlarının temelini oluşturur. Bu maddeye göre, bir borçlu, alacaklılarına zarar vermek amacıyla malvarlığını eksiltici işlemler yaparsa, alacaklı bu işlemlerin iptali için dava açabilir. Amaç, alacaklıların, borçlunun malvarlığını hileli işlemlerle elinden çıkarmasını engellemektir. Kanuni düzenleme de buna işaret etmektedir. İcra İflas Kanunu’nun 277. maddesinde, bu maddenin devamında gelen 278, 279 ve 280. maddelerde yer alan yazılı hallerin butlanına hükmetmek olduğu da açıkça belirtilmiştir. Bu haller kısaca ivazsız tasarrufların butlanı, acizden dolayı butlan ve zarar verme kastından dolayı iptaldir.
II. Tasarrufun İptali Davasının Şartları
Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için bazı maddi ve hukuki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Tasarrufun iptali davasının şartları kısaca;
- Borçlu ile Alacaklı Arasında Geçerli Bir Borç İlişkisinin Bulunması: Tasarrufun iptali davası, ancak borçlu ile alacaklı arasında mevcut bir borç ilişkisinin varlığı halinde açılabilir. Alacaklının, borçluya karşı haczedilebilecek bir alacağı bulunmalıdır.
- Borçlunun Malvarlığında Azalmaya Sebep Olacak Bir Tasarruf İşleminin Mevcut Olması: Borçlunun, malvarlığını eksiltici nitelikte bir işlem yapması gereklidir. Örneğin, borçlunun malvarlığındaki bir taşınmazı bir başkasına devretmesi veya hibe etmesi bu kapsama girer.
- Tasarruf İşleminin Alacaklıya Zarar Verme Amacıyla Yapılmış Olması: Tasarrufun iptali davasında, borçlunun yaptığı işlemin alacaklılara zarar vermek amacı taşıdığı ispat edilmelidir. Kanunda bu amaç “alacaklıyı zarara uğratmak” olarak tanımlanır.
III. İptal Edilebilecek Tasarruf İşlemleri
Tasarrufun iptali davası şartlarına yukarıda değinilmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili maddelerinde, iptale tabi tasarruf işlemleri ise şu şekilde sınıflandırılmıştır:
- Bağışlamalar ve Hibe Niteliğindeki İşlemler: Borçlunun, malını üçüncü kişilere bağışlaması veya hibe etmesi iptale tabidir. Hibe niteliğindeki bu tür işlemler alacaklıyı açıkça zarara uğratmaktadır.
- Borçlu ile Üçüncü Kişiler Arasında İlliyet Bağı Bulunan İşlemler: Kanun, borçlu ile üçüncü kişiler arasındaki belirli akrabalık veya yakınlık durumlarında yapılan işlemleri de şüpheli olarak değerlendirmektedir. Bu tür işlemler, alacaklının zarara uğrama ihtimalinin yüksek olduğu varsayımıyla iptal edilebilir.
- Bedelin Düşük Gösterildiği veya Gerçekleşmediği İşlemler: Borçlu, malını düşük bir bedelle devretmişse ya da satış bedeli fiilen ödenmemişse, bu tür işlemler de iptal davasına konu olabilir. Bu durumda, yapılan işlemin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla gerçekleştirildiği kabul edilecektir.
IV. Tasarrufun İptali Davasında İspat Yükü
Tasarrufun iptali davasında ispat yükü alacaklı üzerindedir. Alacaklı, borçlunun tasarruf işleminin kendisini zarara uğratmak amacıyla yapıldığını ve alacaklarını tahsil etme imkanını sınırladığını ispat etmek zorundadır. Bununla birlikte, bazı durumlarda kanun, borçlunun kötü niyetli olduğunu karine olarak kabul etmekte ve alacaklının ispat yükünü hafifletmektedir.
V. Tasarrufun İptali Davasının Sonuçları
Tasarrufun iptali davası başarılı olduğunda, borçlunun yaptığı tasarruf işlemi iptal edilir ve malvarlığı üçüncü kişiden alınarak borçluya geri döner. Bu durumda, alacaklı icra yoluyla bu malvarlığına el koyabilir. İcra ve İflas Kanunu uyarınca, iptal edilen işlem nedeniyle malvarlığını devralan üçüncü kişi, malı elinde bulundurduğu sürece kendisine karşı doğrudan icra takibi yapılabilir.
VI. Tasarrufun İptali Davasında Zamanaşımı Süresi
Tasarrufun iptali davalarında zamanaşımı süresi, borçlu tarafından yapılan tasarruf işleminin tarihine göre belirlenir. Esasen bu süre hak düşürücü süre olarak düzenlenmiştir. İcra İflas Kanunun 284. maddesi gereği, alacaklı, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içerisinde bu davayı açmak zorundadır.
Sonuç
Tasarrufun iptali davaları, borçlunun kötü niyetli işlemlerle alacaklıların haklarını zarara uğratmasını engelleyen etkin bir hukuki yoldur. Alacaklının, borçlunun malvarlığını koruma altına almak ve alacağını tahsil edebilmek için bu davayı açma hakkı vardır. Tasarrufun iptali davası şartları bu bakımdan somut olayda incelenmelidir. Bu davalarda ispat yükü alacaklıda olup, borçlunun malvarlığını devretme amacını ortaya koyabilmesi önemlidir. Yargıtay içtihatları ve İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümleri ışığında bu davaların açılması ve yürütülmesi, alacaklıların haklarını koruma açısından büyük önem taşımaktadır. Yine hak düşürücü sürelere riayet edilerek dava açılması gerekmektedir. Aksi halde dava reddolunacaktır.
