Asıl işveren, alt işveren ve organik bağ gibi kavramlar iş hukuku bakımından sıklıkla incelemelere konu olmuştur. Bu kavramlar esasen işveren sıfatına ilişkindir. İş hukukunun temel kavramlarından biri olan işveren sıfatı, çalışma ilişkilerinde hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde merkezi bir rol oynar. İşverenin kim olduğu ve hangi durumlarda bu sıfatı taşıdığı, hem bireysel hem de toplu iş hukuku açısından önemlidir. Bu makalede, işveren sıfatına dair dört temel başlık incelenecek ve konular Yargıtay kararları ışığında açıklanacaktır.
1. Somut İşveren – Soyut İşveren
Somut işveren, belirli bir işyerinde çalışan işçilerin ücretini ödeyen, işlerini organize eden ve işçi üzerinde yönetim hakkını fiilen kullanan kişidir. Soyut işveren ise işyerinin maliki veya işin sahibi olarak hukuken işveren sıfatını taşıyan, iş görme ediminin alacaklısı konumunda olan ancak yönetim ve emir yetkisi kullanmayan kimseler soyut işverenlerdir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2017/28536 E.,2020/4711 K. sayılı kararında, “Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan ise somut işveren sıfatına haizdir.
Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür.” Değerlendirmesi ile şirketlerin organları bakımından da somut işveren soyut işveren olguları bakımından değerlendirmede bulunmuştur.
Benzer yöndeki kararlar için bkz.; Y.3.HD.,2021/2900 E.,2022/901 K.10/02/2021.,T. – Y. 9. HD.,2020/2942 E.,2020/14478 K., 03.11.2020.,T.
2. Asıl İşveren – Alt İşveren
Asıl işveren, işyerinin sahibi veya iş organizasyonunu yapan, işçiyi dolaylı olarak istihdam eden kişidir. Alt işveren, asıl işverenden belirli bir işin yapılmasını üstlenen ve kendi işçilerini çalıştıran gerçek veya tüzel kişidir.
Bu iş genellikle asıl işveren tarafından yapılamayan özel bir iş niteliği taşır. Türk İş Kanunu’nun 2. maddesi 6. fıkrasına göre Bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki asıl işveren alt işveren ilişkisidir. (Prof Dr. Sarper Süzek, İş Hukuku, Beta Yayınları Yenilenmiş 16. Baskı syf 162.)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12161 E. , 2024/13124 K.. sayılı kararında, asıl işveren alt işveren ilişkisini, iş kolu tespiti davaları bakımından yaptı incelemede “İşkolu tespit davalarında, her işverenin işyerinin bağımsız işyeri olarak kabul edilip o işyerinde yapılan işlerin niteliği itibarıyla işkolu tespiti gerekir.
Alt işverenin işkolu tespiti asıl işverenin yaptığı işe göre belirlenmez. Alt işverenin işkolu tespitinin, asıl işverenden ayrı olarak yapılması gerektiği gibi alt işverene ait işyerinde yapılan işlerin, asıl işverene ait işyerinde yapılan işlere yardımcı iş olarak değerlendirilmesi de doğru olmaz. 6356 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işlerin de asıl işin dâhil olduğu işkolundan sayılacağı kuralı, bir işyeri sınırları ve organizasyonu içerisinde yürütülen işler için önem taşır. Yoksa birbirinden ayrı işyerlerinde farklı işkoluna giren işler yapılıyorsa asıl iş yardımcı iş kavramı geçerli olmaz.
Alt işveren işçileri ise alt işverene ait bağımsız işyeri çalışanları olduklarından, bağlı bulundukları işkolunun, asıl işverenden ayrı olarak belirlenmesi gerekir. Nitekim 6356 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin gerekçesinde “Bir işyerinde yürütülen yardımcı işin alt işveren tarafından üstlenilmesi halinde, bu iş artık asıl işveren yönünden yardımcı iş olarak kabul edilemez. Bu işler alt işveren bakımından asıl iş kabul edilir ve işkolu buna göre belirlenir.” şeklinde anılan durum açık olarak belirtilmiştir.” şeklinde ele almıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/11587 E. , 2024/13826 K. sayılı kararında ise muvazaalı şekilde kurulan asıl-alt işveren ilişkisi bakımından işverenin kendi muvazaasına dayanamayacağını ve işverenin alacakları bakımından sorumlu olduğunu içtihat etmiştir.
3. İşveren Vekili
İşveren vekili, işveren adına hareket eden ve işin veya işyerinin yönetiminde işvereni temsil eden kişidir. İş Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca işveren vekilinin bu sıfatı, işverenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İşveren vekilleri, işçilerle doğrudan muhatap olan ve işverenin yönetim hakkını kullanan kişiler olabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2021/4567 E., 2022/9876 K. sayılı kararında, bir fabrikada üretim müdürü olarak görev yapan kişinin, işçilere karşı mobbing uyguladığı iddiası değerlendirilmiştir. Kararda, işveren vekilinin eylemlerinden doğan sorumluluğun işvereni bağlayacağı belirtilmiştir.
İlave olarak işveren vekili olarak çalışa işçilerin işe iade kapsamında değerlendirilmeyeceği ve iş güvencesine ilişkin yasal düzenlemeden yararlanamayacağını da tekrardan altını çizelim. İşe iade davalarına ilişkin makalemize link üzerinden erişebilirsiniz.
4. Tüzel Kişilerde ve Ticaret Şirketlerinde İşveren Niteliği
Tüzel kişilerde ve ticaret şirketlerinde işveren sıfatı, tüzel kişinin kendisine aittir. Şirketin yönetim organı olan gerçek kişiler, işveren vekili sıfatıyla hareket eder. Örneğin, bir anonim şirketin işvereni tüzel kişi olarak şirketin kendisidir. Ancak yönetim kurulu üyeleri veya müdürler, işveren vekili sıfatıyla işverenin hak ve yükümlülüklerini yerine getirir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2020/5678 E., 2021/1234 K. sayılı kararında, bir limited şirketin işveren sıfatıyla işçiye karşı doğrudan sorumlu olduğu, ancak şirket müdürünün yönetim yetkilerini aşarak işçiyi işten çıkarması durumunda, bu eylemin geçerliliği tartışılmıştır. Kararda, tüzel kişinin işveren sıfatının devredilemeyeceği, ancak işveren vekilinin sınırları içinde hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır.
5. Organik Bağ
Organik bağ, birden fazla şirket veya tüzel kişi arasında ekonomik ve yönetimsel bütünlük gösteren, ortak faaliyet alanı, adres, ortaklık yapısı veya yönetim kurulu üyelerinin benzerliği gibi unsurlarla ortaya çıkan ilişkidir. Bu bağ, iş hukukunda işveren sorumluluğunun belirlenmesinde önemli bir kriterdir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/29651 E., 2016/11909 K. sayılı kararında, “Her iki şirketin aynı faaliyet konusu ile iştigal ettiği ve adreslerinin aynı olduğu, davalıların arasında organik bağ olması nedeniyle davacının işçilik alacaklarından her iki davalının da müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları tespit edilmiştir” denilmiştir.
Sonuç
İşveren sıfatının doğru şekilde belirlenmesi, işçi-işveren ilişkilerinde hukuki güvenliği sağlar. Somut ve soyut işveren ayrımı, alt işverenlik ilişkisi, işveren vekillerinin yetki ve sorumlulukları ile tüzel kişiliklerde işveren sıfatının niteliği, hem işçi hem de işveren açısından kritik öneme sahiptir. Yargıtay kararları, bu kavramların uygulamadaki sınırlarını çizmekte ve iş hukuku uygulamalarına yol göstermektedir. İşveren sıfatı taşıyan kişilerin bu sorumluluklarını dikkate alarak hareket etmesi, yasal yaptırımlarla karşılaşmamalarını sağlayacaktır.
Kararlar için Yargıtay web sitesini ziyaret ediniz.
