Hukuki Makaleler

Anayasa Mahkemesi’nden İşe İade Davalarında Emsal Karar: Alt İşverenin Belirlenmesi Külfeti

Anayasa Mahkemesi (AYM), iş hukukunda kritik bir karar alarak, işe iade taleplerine ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinde işçiye yüklenen ağır bir külfeti kaldırmıştır. Adana 6. İş Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine , AYM, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasını Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir.

Bu karar, özellikle asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumlarda işçilerin hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı açısından tarihi bir önem taşımaktadır.

İptal Edilen Kanun Hükmü Ne Getiriyordu?

İptaline karar verilen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrası şöyledir:

“(15) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır.”

Bu düzenleme, işçinin iş sözleşmesi feshedildiğinde, işe iade davası açabilmesi için zorunlu arabuluculuk sürecini başlatırken, fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren bir aylık yasal süre içinde:

  1. Asıl işveren-alt işveren ilişkisini tespit etmesini.
  2. Arabuluculuk başvurusunu her iki işverene karşı birlikte yapmasını zorunlu kılıyordu.

Yargıtay içtihadına göre, işe iade davalarında asıl işveren ile alt işveren arasında şeklî anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır ve husumetin ikisine birden yöneltilmesi gerekir. İptal edilen kural da bu zorunluluğu arabuluculuk aşamasına taşıyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin İptal Gerekçesi

AYM, kuralı, Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı yönünden incelemiştir. Karar, temelde “ölçülülük ilkesinin” ihlaline dayanmaktadır.

1. Meşru Amaç Var, Ancak Kural “Gerekli” Değil

AYM, kuralın amacının; işe iade davası sırasında ortaya çıkabilecek “taraf sıfatı” sorununun (davalı tarafın gerçek işveren olmaması) engellenmesi ve iki işverenin de arabuluculuk sürecine katılımının sağlanması olduğunu belirterek, bu amacı meşru bulmuştur. Ayrıca kuralın bu amaca ulaşmak için elverişli olduğu tespit edilmiştir.

Ancak Mahkeme, sınırlamanın “gereklilik” ilkesine uygunluğunu incelerken önemli bir tespitte bulunmuştur:

  • HMK’daki Taraf Değişikliği İmkanı: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 124. maddesi, kabul edilebilir bir yanılgıya (maddi hata, dürüstlük kuralına aykırı olmama) dayanması durumunda, hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilmesini düzenlemektedir.
  • AYM’ye göre bu düzenleme, asıl işveren-alt işveren ilişkisinden habersiz olan işçinin, işe iade davasını doğru tarafa yöneltememesi halinde dahi, taraf değişikliği yaparak dava açma süresini kaçırma tehlikesini bertaraf etmektedir.
  • Dolayısıyla, “taraf sıfatı sorununun engellenmesi” amacına, işçinin arabuluculuk aşamasında iki işvereni de bulma zorunluluğu olmaksızın, HMK m. 124 ile daha hafif bir tedbirle ulaşmak mümkündür. Bu nedenle kural, bu amaç bakımından gerekli değildir.

2. İşçiye Katlanılamaz Külfet: Orantılılık İhlali

AYM, kuralın asıl işveren ve alt işverenin arabuluculuğa dahil edilmesi amacını meşru ve gerekli görse de, getirdiği sınırlamanın orantılı olmadığını hükme bağlamıştır.

  • Araştırma Yükümlülüğü: Kural, işçiye, tarafı olmadığı asıl işveren ve alt işveren arasındaki hukuki ilişkiyi ve taraflarını araştırma yükümlülüğü getirmektedir.
  • Bilgiye Erişim Zorluğu: Asıl işveren ve alt işverenin aralarındaki hukuki ilişkiyi alenileştirmesinin zorunlu olmaması nedeniyle, işçinin bu ilişkiden haberdar olmaması kuvvetle muhtemeldir.
  • Ağır Sonuç: Kural, bu ilişkiden habersiz olan ve yalnızca tespit ettiği işverene karşı arabulucuya başvurarak dava açan işçiye, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunması halinde davayı devam ettirme imkânı tanımamaktaydı. Bu, davanın usulden reddi anlamına geliyordu.

Anayasa Mahkemesi, bu durumun, işe iade talebinde bulunan işçiye katlanamayacağı bir külfet yüklediğini belirtmiştir. Kural, kamusal yarar ile işçinin mahkemeye erişim hakkı arasındaki bireysel yarar arasında makul bir denge kurulamadığı gerekçesiyle , Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Kararın Hukuki Sonuçları

AYM’nin 3/6/2025 tarihli bu iptal kararı ile birlikte, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu işe iade davalarında arabuluculuk süreci köklü bir değişikliğe uğramıştır:

  • İşçi artık, zorunlu arabuluculuk başvurusunda asıl işvereni araştırma ve bu ilişkiyi tespit etme külfetinden kurtulmuştur.
  • Arabuluculuk sürecinin, yalnızca tespit edilen alt işverene karşı başlatılması ve yürütülmesi davanın dava şartını (arabuluculuğa başvurma zorunluluğunu) yerine getirecektir.
  • Davalı tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi durumunda, işçinin hak kaybı yaşaması, HMK’nın 124. maddesindeki taraf değişikliği imkanları ile engellenebilecektir.

Bu karar, işçilerin hak arama özgürlüğüne getirilen ölçüsüz bir sınırlamayı kaldırarak, iş hukukunda adil yargılanma hakkının güçlenmesine önemli bir katkı sağlamıştır. Uygulamada asıl işveren – alt işveren tarafından yürütülen arabuluculuk görüşmelerinde fikir birliği sağlanması anlaşma unsurunun önünde duran büyük bir engel teşkil etmekte idi. Verilen karar neticesinde işçi bu süreçte asıl veya alt işverenlerinden biri ile anlaştığı ihtimalde artık arabuluculuk süreçleri olumlu sonuçlanabilecektir.

İlgili makalelerimiz için tıklayınız;

Boşta Geçen Süre Tazminatı Hesaplama

İşe Başlatmama Tazminatı Hesaplama

Kıdem Tazminatı Alan İşçi İşe İade Talep Edebilir Mi?

Resmi gazete

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir